Neden Vejetaryenizm

Neden Vejetaryenizm

“Vejetaryenizm Nedir” ve “Neden vejetaryenizm” başlıkları altında ruhsal, sağlıksal, hayvansal, ekonomik, ekolojik vb nedenler ile açılım getiren pekçok değerli kaynak günümüz teknolojik imkanları içinde kolaylıkla bulunabilir. Ancak, biz burada Krsna Bilinci, Vedik Kültür açısından “vejetaryenizm”i incelemek istiyoruz.

Vejetaryen sözcüğünün kökeni Latince “taze ve hayat dolu” anlamına gelen “vegatus” sözcüğüdür. 3 temel türü vardır;

  • Veganlar: Sadece sebze, meyve, tahıl ve yemişlerle beslenen grup.
  • Lakto vejetaryenler: Vegan beslenmeye, süt ve süt ürünlerini de ekleyen grup.
  • Lakto-ova vejetaryenler: Süt ve süt ürünleri ile birlikte yumurtayı da beslenmesine ekleyen grup.

Kadim zamanlarda, yaşamı zorlu koşullar altında ve sürekli hareket halinde olan asker ve yönetici sınıf olan kşatriyalar haricinde vedik toplumun tamamı vejetaryen idi. Kşatriyalar ise ancak Vedalar ile belirlenen bazı ritüelere uymak koşulu ile et ile beslenebilirdi. Sadece kümes hayvanları ve küçük baş hayvanlar Tanrıça Kali’ye adanarak ve Vedalarda belirtilen ritüellere uygun bir şekilde hayvana acı çektirmeden ve üst benliğinden izin alınarak, karmik bir anlaşma yapılarak kurban edilir ve karmik tepkiyi azaltmak amacıyla etin bir kısmı da ihtiyacı olanlara dağıtılırdı. Toplumun kşatriyalar dışında kalan kesimi ise tamamen vejetaryen idi; sebze, meyve, tahıl ve süt ürünleri ile beslenirdi. Günümüz toplumlarında ise, beden sağlığı ve bilinç düzeyindeki olumlu etkileri ispatlanmış olan vejetaryen beslenme yaygın bir şekilde kabul görmektedir.

Krsna Bilincinin ilk adımlarından biri olan “Ahimsa Kuralları*”na uymanın doğal sonuçlarından biridir vejetaryen beslenme, kendisini merhamet duygusu için disipline etmekte olan bir Vaishnav (adanmış kul) et yemekten kaçınır.

Vaishnav kültüründe, inek kutsal kabul edilir ve çok önemli bir ekonomik değere sahiptir. İnekten sağlanan, protein bakımından zengin süt ve ürünleri, insan bedeninde hassas bir sinir sisteminin ve beyin dokularının gelişmesini sağlar. Beslenme maliyeti son derece düşük olan ineklerin, son derece değerli ve besleyici bir gıda olan sütü sağlaması da Vedik toplumlarda, şükran duyguları ile ineğin kutsal sayılmasının etkenlerindendir. İneklerin kutsal sayılmasındaki en önemli etken ise; Sri Krsna’nın sığırtmaçların arasında belirmesi ve ergenlik çağına kadar inek çobanlığı yapmış olmasıdır. Vedik toplum için binlerce yıldır şükran duyguları ile ve saygı ile muhafaza edilen ineklerin ve diğer hayvanların öldürülmesinin, toplumlar için kötü karma yaratığına ve bu kötü karmanın toplumlara doğal afet, kıtlık, savaş, hastalık gibi olumsuzluklar olarak yansıdığına inanılır.

Vejetaryen perhiz ve inek sütünün insan bedenindeki olumlu ve geliştirici etkileri  nedeni ile vejetaryenizm ile yoga binlerce yıldır birbirinden ayrılmaz bir yaşam tarzı oluşturmuştur. Ancak, adanmış bir kul için vejetaryen olmaktan çok daha önemli olan vejetaryenizmin adanmışlık ruhu ile birleştirilmesi, prasadyan olmasıdır. İnsanın doğuştan sahip olduğu ancak çeşitli etkenlerle, zaman içinde bozulan doğal yapısının en önemli özelliği “ruh – beden – zihin dengesi”dir. Krsna bilinci içinde, dengeli bir yaşam için üç gunanın (Tama Guna / Raja Guna / Satva Guna**) üzerinde, maddi kirlenmişliklerden uzak ve adanmışlık içinde  saf satva guna bir yaşam tarzı geliştirmek gerekir.

Lakto vejetaryen olan vaishnavlar (adanmış kullar) için vejetaryen beslenmeden çok daha önemli olan, her türlü eyleminde olduğu gibi beslenmesinde de Sri Krsna’ya olan adanmışlığı, bağlılığıdır. Sri Krsna, Bhagavad Gita’da “Kullarım Bana aşk ve adanmışlık ruhuyla bir yaprak, bir çiçek su veya meyva sunarsa  kabul ederim” (9,26) der ve hemen ardından Arcuna’ya “Ey Kunti’nin oğlu, her ne yaparsan, her ne yersen, her ne sunarsan veya bahşedersen ve her ne feragatte bulunursan bütün bunları Bana sunarak yap” (9,27) der. Adanmış kullar, tüm yiyeceklerini önce Sri Krsna’ya sunar ve böylece karmadan arınmış olan yiyecek  kutsanır. Prasadam (kutsal artık) olarak adlandırılan bu yiyecekler ile beden ve bilinçler arındığı gibi hiçbir karmik etki alınmaz. Bir kez yiyen için bile, yiyenin bedeninde ve bilinç düzeyinde prasadamın son derece olumlu etkisi vardır. Adanmış bir kul, kendi zevki için değil Sri Krsna’yı mutlu etmek için yemek hazırlar ve yer. Sri Krsna, yiyeceklerimizi O’na aşk ve adanmışlık ile sunmamızdan memnun olur.  Sri Krsna’nın nektarından tatmak isteyen adanmış kulun sadece bir tek meyveyi bile aşk ve adanmışlık ile sunması çok değerlidir.

Ayrıca, insan bedeninin yapısı itibariyle doğal beslenme şekli vejetaryen beslenmedir. Et çok çabuk çürüyen bir maddedir ve bu nedenle eti daha çabuk bedenden atabilmek için, etoburların mide asidi güçlü ve bağırsak sistemi kısadır. Etoburların aksine, insan bedeninde bağırsaklar daha uzun, diş yapısı ise parçalayıcı değil çiğneyici tiptedir.

Genel anlamda, vejetaryenizmin önemli nedenlerinden biri de, bir hayvanın ruhsal evrimini tamamlamadan, zamanı gelmeden öldürülmesi sonucunda ruhsal evriminin engellenmesini, kesintiye uğramasını önlemektir. Ayrıca, insan ruh ve beden sağlığı açısından bir hayvanın etindeki kimyasallar, kesim anındaki acının ve korkunun yarattığı toksik maddeler, hormonlar son derece zararlıdır. Sindirim sistemi, kalp damar sistemi, ağız sağlığı kısaca tüm beden sistemi için pekçok hastalığa güçlü bir zemin hazırlar.

Yiyecekler ile alınan proteinin büyük bir bölümü, sindirim sisteminde bedenin gelişmesi ve doku onarımı için gerekli amino asit moleküllerine dönüşür. Yirmiiki çeşit amino asit vardır ve sadece sekizi insan bedeni tarafından kullanılır ki bu sekiz amino asit başta süt ürünleri, fasülye mercimek olmak üzere tüm tahıllar ve kuru yemişlerde bol miktarda bulunmaktadır. Özellikle son yıllarda, batıda vejetaryen beslenenler üzerinde yapılan çeşitli deneyler fiziksel dayanıklılığın et yiyenlere oranla çok daha yüksek olduğunu, vejetaryen beslenmenin çok daha fazla enerji sağladığını göstermiştir.
*******

*AHİMSA / Zarar Vermemek – Yaşama ve Yaşayana Saygı Duymak

Ahimsa, en basit anlamı ile çevremize, çevremizde yaşayan tüm canlılara ve kendimize karşı şiddet uygulamamaktır.

- Krsna Bilincindeki bir adanmış kul, öldürmeyi ve öldürmeye sebep olmayı rededer.
- Olumsuz duygu ve düşünceler de şiddettir. Hem çevremize hem kendimize zarar vermemize neden olur.
- Yapılması gereken eylemin yapılmaması da Ahimsa’ya göre şiddet uygulama anlamındadır. Örneğin, aç olduğunuz halde yemek yememeniz ya da tok olduğunuz halde yemek yemeniz kendi bedeninize şiddet uygulamanız anlamına gelir. Ya da savunma durumunda kaldığınız zaman kendinizi savunmamanız da size şiddet uygulanmasına izin vermeniz anlamına gelir ki bu da Ahimsa’ya aykırıdır.


Her hakkı saklıdır ©
Tasarım ve Düzenleme:
Web5a İnternet Hizmetleri - Ozan Öztürk

Sri Chaitanya Saraswat Math Türkiye
Sri Chaitanya Saraswat Math Turkey


E-Posta Gönder

© All rights reserved
Design and Editing:
Web5a Internet Services - Ozan Ozturk