SRİLA BHAKTİ SUNDAR GOVİNDA DEV MAHARAJIN ANISINA:

(Sripad B.Lalita Akhincan Maharaj’ın yazılarından derleme)

Hata bende

Srila Gurudeva’nın sağlığının son yıllarda çok da iyi gitmediğini herkes biliyor ve özellikle de son birkaç aydır, Kutsal Lütufları’nın kırılgan durumu, ufak tefek sayısız rahatsızlığa ve komplikasyona bağlı olarak ağırlaşmış bulunuyor.

Yine de, Srila Gurudeva geçen hafta burada Kalküta’dayken hastaneye kaldırıldığı zaman, herkes haklı olarak endişelendi. Ben bunun gibi şeyleri blog konusu yapmayı oldum olası sevmem çünkü Srila Gurudeva’nın sağlığındaki herhangi bir bozulmayı en ufak bir şekilde ima etmek, dünyanın her yerindeki adanmışların telefon ve/veya epostalarını tetikliyor, ama her zaman da Srila Gurudeva’nın sağlığı yolundaymış gibi davranamıyoruz, özellikle Kutsal Lütufları hastaneye kaldırılmayı gerektirecek kadar bedensel rahatsızlık deneyimleyince.

Bazıları, sannyasilerin ve Srila Gurudeva’nın birkaç yakın hizmetkârının Kutsal Lütuflarına her zaman bu derece yakın olmakla çok şanslı olduklarını düşünebilirler, ancak yakından bakınca, Srila Gurudeva’nın bazen ne kadar acı çekmek zorunda kaldığını gördüğünüz zaman, bunun böylesine imrenilecek bir pozisyon olup olmadığını merak etmeye başlarsınız.

Srila Gurudeva neden bu kadar acı çekmek zorunda?

Srila Gurudeva’nın “sırf bizim sadakatimizi ve hizmetimizi artırmak için” ciddi biçimde hastalanabilir olması ve “sırf bizim çıkarımız için, ona hizmet ederek kendimizi arındırma fırsatı vermek için” bu dünyadaki kalış süresini cömertçe uzatabiliyor olması doğru olsa bile, Srila Gurudeva’nın şu anda ne çok acı çektiğini görünce, bu büyük sıkıntılarda benim hata payımı ve suç ortaklığımı ciddi biçimde sorgulamak zorundayım.

Sri Guru ve Lütfu adlı kitapta, Srila Guru Maharaj’ın “Manevi öğretmen öğrencinin kötü ve istenmeyen faaliyetlerinin sorumluluğunun bir kısmını hazmetmek zorunda kalacaktır,” sözlerini okuduğum zaman, benim kötü alışkanlıklarım Srila Gurudeva’nın çektiği acıyı kim bilir ne kadar ağırlaştırıyordur diye düşünmek beni dehşete düşürüyor.

Ve Srila Gurudeva’nın “İnisiasyon aldığımız zaman, kendimize ve gurumuza bir söz verdik,” ama şimdi “içinde bulunduğumuz koşullar verdiğimiz sözü değiştiriyor ve bizler koşulların kölesi haline geliyoruz,” diye nasıl yakındığını hatırlayınca ve özellikle de nasıl, bizler “verdiğimiz sözü unutunca, bu acı verir,” dediği aklıma gelince, daha da utanç duyuyorum.

Dolayısıyla bana öyle geliyor ki, Srila Gurudeva sağlığına kavuşsun veya bizlerden bu kadar erken alınmasın diye dua etmekten çok, kendi durumumun düzelmesi için ve Kutsal Lütuflarının hepimizin içinde uyandırdığı Krishna bilinci idealine yeni baştan kendimi adamak için dua etmeliyim, böylelikle onun daha fazla bedensel rahatsızlık ve ıstırap çekmesine katkım olmaz… ama öylesine umutsuzum ki!

mat-tulyo nasti papatma / naparadhi ca kascana
parihare ‘pi lajja me / kim bruve [srila gurudeva]

“Günahkâr, suça batmış yaşamımın eşi yok. Kötü olarak tasavvur edilebilen her şey bende mevcut. Ah Srila Gurudeva, ‘Lütfen ihanetlerimi bağışla’ diye yakarmak için karşına gelmeye bile utanıyorum. Bundan başka ne diyebilirim ki?”

                                                                                                            

                                                                               

 

   Yazan: Sripad B.Lalita Akhincan Maharaj

             —İngilizceden çeviren:
Krishnendrani Devi Dasi

 

Son ana kadar hizmet

“Ben Kumbakarna gibi ölmek istiyorum!”

Srila Gurudeva dikkatimizi çekmek için sık sık böyle bir tokat atar. Bizler “otomatik pilota” bağlanmışken, manzarayı seyre dalmışken birden — şırak!

Eh, doğruyu söylemek gerekirse, şimdi dikkatimizi toplamış bulunuyoruz.

Kumbakarna o kötü adam değil miydi? (Her seferinde altı ay süren) uzun uykusuyla ve olağanüstü gücüyle ünlenmiş o korkunç dev değil miydi? Ve Ravana’nın erkek kardeşi değil miydi?

Ravana’nın kim olduğunu biliyorsunuz, öyle değil mi? Ravana bütün zamanların en çok korkulan, en kötü ve en kudretli iblisiydi: Eğer Lord Vishnu müdahale etmemiş olsaydı, Yama’ya kafa tutup Ölüm Tanrı’sını ve onun cehennemdeki kır saçlı kadit ordusunu kırıp geçirecek olan oydu. Yarı tanrıların karıları onun sadece adını duysalar düşük yaparlardı. Yaa, işte o Ravana.

Bizler şaşkına dönüyoruz. Srila Gurudeva şu açıklamayı yapıyor:

Lord Rama sürgüne gittikten ve on başlı Ravana Sita’yı kaçırdıktan sonra, Rama ve müttefikleri Sita’yı kurtarmak üzere yola çıkarlar. Son savaştaki destansı karşılaşmalarından önce, Lord Rama, küçük bir çatışmada Ravana’yı yener, Ravana ise, son yenilgisini bertaraf etmek için, Rama ile savaşmada kendisine yardımcı olsun diye, uyumakta olan dev biraderi Kumbakarna’yı uyandırır.

Kumbakarna dört katlı bina boyunda korkunç bir düşmandır, Rama’nın maymun ordusunu kırıp geçirmiş olsa bile Lord Rama ile boy ölçüşecek durumda değildir. Rama astrasını — nükleer bomba kadar güçlü olan okunu — onun kalbine doğrultunca Kumbakarna işinin bittiğini fark eder.

Yaşamak için sayılı dakikaları olduğunu bildiğinden etrafına bakınır, bir yanda Ravana’nın ordusunu diğer yanda ise Rama’nın ordusunu görür, silah kalbine saplanıp yere düşecek gibi olunca, devasa bedeni öldükten sonra bile Rama’nın cengaverlerinden yüzlercesini ezebilsin diye, Rama’nın tarafına devrilir.

“Ben de öyle olmak istiyorum,” diyor Srila Gurudeva, “Ölünceye kadar, hatta öldükten sonra bile hizmet etmek istiyorum…”

 

 

  Yazan: Sripad Bhakti Lalita Akhincan Maharaj

             —İngilizceden çeviren:
Krishnendrani Devi Dasi

 

(Sripad B.Lalita Akhincan Maharaj‘ın yazılarından derleme)


Her hakkı saklıdır ©

Sri Chaitanya Saraswat Math Türkiye
Sri Chaitanya Saraswat Math Turkey


E-Posta Gönder

© All rights reserved