Resimler ve meditasyonlar yazımızın devamında
Srila Bhakti Raksak Sridhar Dev-Goswami Maharaj:
Gidilecek yer belirlendi, ama o yere nasıl ulaşacağım? Ne zaman ulaşacağım? Beni oraya götürmek üzere yardımıma gelenler–onlar benim ustalarımdır, benim Gurularımdır: Siksa-gurularım ve Diksa-gurularımdır. Oraya gitmeme kim yardımcı olursa o benim Gurumdur. Belirlenmiş olan hedefime, kalbimin en derin özleminin olduğu durağa ulaşmamda kim bana yardım ederse o benim rehberimdir…
O gideceğim yeri tespit etmemde bana yardım etti; o bana neye, ne türlü özlem duyacağımı ve özlem duyulan o en üstün sığınağa nasıl ulaşacağımı öğretti. Bütün bu şeyleri onun vasıtasıyla elde ettim. O benim yaşamda sahip olduğum her şeydir, yaşamımım efendisidir. Bir tekne var, o dümencidir (guru-karna-dharam). Ben ona teslim oldum, onu kabul ettim. Onun teknesine bindim ve o beni yaşamımın hedefine götürüyor.
Srila Bhakti Raksak Sridhar Dev-Goswami Maharaj:
Padma Purana’da, Hare Krishna Maha-mantra söylerken sakınmaya çalışmak zorunda olduğumuz on çeşit ihanetten söz edilir. Ayrıca dört çeşit Namabhasa, yani ilgisizce yapılan zikir vardır ki bizim merhamet ülkesine girmemize izin vermez. Bu türlü bir yakarış sadece özgürlükle sonuçlanır.
Bu iki uygunsuz zikir türü sömürü ve vazgeçme eğilimlerimizden gelir. Adı hizmet ruhuyla söylemeli ve on ihanetten sakınmalıyız.
“Gayatri, kurtuluş şarkısı, aynı zamanda Sankirttana anlamına gelir. Kirttana da şarkı şeklinde söylenir ve o da bizi en üstün amaca doğru geliştirir. Sri Chaitanya Mahaprabhu’nun Sankirttanası da en üstün hizmet pozisyonumuzda bizi güçlendirir. Dolayısıyla Brahma-gayatri, Mahaprabhu’nun öğretisi doğrultusunda, Krishna-kirttana anlamına gelir. Daha sonra Vrndavan’a ve flüt-kirttanaya ulaşır. Ve Vrndavan’a girdiğimiz zaman görürüz ki, Krishna’nın flütünün tatlı sesi, Lord’un bütün hizmetkârlarının kendilerine has görevlerle uğraşmalarına yardımcı oluyor.”
Srila Bhakti Raksak Sridhar Dev-Goswami Maharaj:
kim pramattasya bahubhir, paroksair hayanair iha
varam muhurtam viditam, ghatate sreyase yatah
(Srimad-Bhagavatam: 2.1.12)
“Maddesel zevklerle sarhoş olmuş bir insanın yaşamında pek çok yıl boşu boşuna geçer. Eğer sadece bir an için olsun değerli zamanı yitirdiğini farketse kendisi için daha iyidir, çünkü belki böylece kendi ebedi çıkarını elde etme konusunu ciddiye alabilir.”
Burada, Sukadeva Goswami diyor ki, eğer yaşam doğru şekilde sadhu-sanga bağlantılı olarak kullanılırsa, yaşamın bütün problemlerini çözmek için bir an bile yeterlidir. Her ne pahasına olursa olsun, Krishna’nın aracısı ile bağlantıda olma fırsatını kullanmaya çalışın. Eğer kendi çıkarımızın bilincinde değilsek asırlarca yaşamaya ne gerek var? Doğru kullanılan bir an, çözmek için bu boyutta ebediyen dolaşıp durduğumuz yaşamımızın bütün problemini halletmek için yeterlidir. Kendi kişisel çıkarımız konusunda uyanık olmalıyız, ihmalkâr değil.
Srila Bhakti Raksak Sridhar Dev-Goswami Maharaj:
Sri Chaitanya Mahaprabhu bizleri içimizdeki gerçek çıkara yönlendirmek için geldi: “Kendi kalbinizi bilmiyorsunuz. Kendi kalbinize ve onun talebine yabancısınız. Kalbinizde bir servet var–onu bulmaya çalışın: yabancı şeyleri eleyin, göreceksiniz ki kalbiniz Krishna’nın tapınağıdır. Doğru bir rehberin yardımıyla, kendi kalbinizi inceleyin, orada Krishna’yı bulacaksınız. Bu size yabancı birşey değildir. Her kalp Lord’un tapınağıdır. Orası size aittir, sizin yuvanızdır. Tanrı’ya, yuvaya dönün.”
Srila Bhakti Raksak Sridhar Dev-Goswami Maharaj:
Srila Bhaktivinoda Thakura şöyle yazmıştır:
sakala chadiya bhai sraddhadevira guna gai
yanra krpa bhakti dite pare
“Her şeyi bir yana bırakıp, Sraddha-devi’ye — inanca — övgüler söyleyelim, bizi Krishna’ya onun lütfu götürebilir.”
Sraddha, inanç, en latif şeydir, aynı zamanda da en elle tutulur şeydir. Hayal ürünü değildir. Onun, bireysel bilincin soyut bir duygusundan ibaret olmadığını, gerçeklik olduğunu, somut olduğunu fark etmeliyiz. İnanç bizleri en ince hedefe bağlayabilecek en temel unsur olması bakımından evrenseldir.
Srila Bhakti Raksak Sridhar Dev-Goswami Maharaj:
İbadeti yerine getirmek için belli nesnelere gereksinim duyarız, örneğin tütsü, çiçekler, yağ kandili v.b. Benzer şekilde, eğer bizler süper öznel mekanı idrak etmek istiyorsak üç belli gereksinim söz konusudur: pranipata, pariprasna ve seva. Bu üç malzeme olmadan arayışımız taklitçi, temelsiz ve gülünç olur.
Pranipata ‘ibadet edilecek olanın ayaklarına boylu boyunca kapanmaktır’: “Önceki yaşam boyutumun bütün girişimlerinin sonuna geldim; orada yaşamımın hedeflerini gerçekleştirecek hiçbir şey bulamadım. Sonunda, ‘ayak işlerimi bitirip’ buraya geldim.” Pranipatanın gözle görünür belirtisi budur.
Pariprasna ‘içtenlikle soru sorma’ demektir. Dürüst ve samimi soru sormaya izin vardır. Bu türlü soru sormanın ruhu şöyledir, “Herhangi bir şekilde nasıl kullanılabilirim bilmek istiyorum. Başka yerde yaşamanın cazibesi sona erdi. Benim yegâne sorum, ‘Burada nasıl kullanılabilirimdir?'”
Ve seva, hizmet, en önemli faktördür. “Ben, hakkında soru sorduğum özne uğruna kullanılmaya ve hizmet etmeye geldim. Buradan birşey almaya gelmedim. Ben başka bir niyet olmadan, sadece hizmet etmeye geldim.”
Srila Bhakti Raksak Sridhar Dev-Goswami Maharaj:
Adanmışlık ayrı ve farklı bir boyuttur ve biz orada sadece merkez için yaşarız; sadece merkezin aracısı olarak yaşamak ve hareket etmek için özlem duyarız — bu Krishna bilincidir. Gerçeklik kendisi içindir ve biz bu kurala titizlikle bağlı kalmak zorundayız. O Kendisi içindir, her şey Onun içindir — ben de Onun içinim. Yaptığım her şey de Onun için olmalıdır. Bizler bu kavrama titizlikle sarılmalıyız ve her zaman yaptığımız şeyin Onun için mi yoksa, ne kadar önemli olduğunu düşünsek bile, başka bir alan için mi olduğunu gözden geçirmeliyiz.
Srila Bhakti Raksak Sridhar Dev-Goswami Maharaj:
Kendinizi sadece ses vasıtasıyla, bu boyutun en latif elemanı ile uyarlamaya çalışın. Ruhani yaşamı ses vasıtasıyla geliştirmeye devam edin; ayrıca buna hizmet tavrıyla yaklaşmak gerekir, aksi halde beyhudedir. İlahi boyuta bu kaba dünyanın en ince elemanı vasıtasıyla yaklaşmamız tavsiye edilir. Görünüşe bakılırsa, şu anda bizler için bir hiç olduğu halde, ilahi boyut denen şey aslında her şeydir.
O halde, en ince olan şeyi kabul edin. Ama eğer yaşam unsuru eksikse, arayışımız boşuna olur. Kendinizi vermeyi öğrenin, ‘ölmeyi’, her an sözüm ona ölümü kucaklamayı öğrenin. Bu dünyada bile, hırslı politikacıların, sosyal hizmet görevlilerinin, vb. ‘yap ya da öl’ tavrıyla karşılaşırız. Onlar her görevde ve her adımda dava için yaşamlarını feda etmeye hazırdırlar. Eğer kişi yaşamın yap ya da öl ilkesini benimserse, çok güçlü bir şekilde ilerleyeceği ve büyük başarı elde edeceği kesindir.
Srila Bhakti Raksak Sridhar Dev-Goswami Maharaj:
Kendi çıkarınızın başlangıcında başınızı eğmek vardır, o zaman kalbiniz otomatik olarak ele geçer. Her zaman kavuşmuş avuçlarla olduğunuz ve asla efendi olamayacağınız o yerle bağlantı kurmaya çalışın. Eğer daha üstün boyutta yaşamak isterseniz böylesine bir feragat ve özveri cesareti gerekir. Aksi halde, cehennemde saltanat sürebilirsiniz. Şeytanın sözüne göre, “cennette hizmet etmektense cehennemde saltanat sürmek daha iyidir.” Oysa bunun tam aksi gereklidir.
Srila Bhakti Raksak Sridhar Dev-Goswami Maharaj:
Chataka diye bilinen kuş yağmur suyu için durmadan yukarıya bakar, bol su olsa bile asla yerden su içmez. Sadece yukarıdan gelecek suyu bekler. Yeteri kadar su da gelebilir, tufan da, oysa o yeryüzünden tek bir damla bile almayacaktır. Bizim yaklaşımımız da öyle olmalıdır. Yukarıdan ne tür talimat ya da yönlendirme gelirse gelsin izlemeliyiz ve maddesel dünyadan gelen hiçbir planı yerine getirmek için asla uğraşmamalıyız. “Yönetmen, Efendi, Lord yukarıda — ben Onunla bağlantıdayım.” Bu tür bir uygulama yardımcı olur.






















